Pusula TVMithat Bereket Mithat Bereket
 
Mithat Bereket
mithatb@pusula.tv
SMS : MB *


DİJİTAL OYUNLAR...

Mahalledeki meyve ağaçlarına bizden önce kimse “dalamazdı”...

Misket, istop, dalya, ya da yakantop... İkişer taşla belirlenmiş kaleleri olan mahalle futbolunu saymıyorum bile... Oynadığımız oyunlar hep sokakta oynanan oyunlardı...

Biraz daha büyüyüp macera oyunları oynayacak yaşa geldiğimizdeyse oyuncak tabancalarla “komen” oynardık. Herkes, mahallenin belli bir bölgesine saklanır ve rakiplerden birini görünce silahını doğrultup “komen” diye bağırırdı. Bunu duyan rakip olduğu yerde, adeta donmuşçasına beklerdi. Sonra da “komenlediğimiz” rakibimize doğru adımlarımızı saymaya başlardık. 15 adım sınırdı. Bu sınır içinde komenlenen oyuncu, vurulmuş sayılır ve oyun dışında kalırdı. Sonunda herkesi 15 adım sınırı içinde komenleyen, bütün oyunu kazanmış olurdu...

Günümüzdeyse, artık sokaklarda oyun oynayan çocuk kalmadı. Oyun artık sokakta, parkta, bahçede değil bilgisayar ekranları başında oynanıyor. Üstelik, sadece çocuklar değil; yediden yetmişe her kesimden insan bu ekranların başında saatler; hatta günler geçiriyor. Bu oyunlar sayesinde normalde hiç gidemeyeceğiniz yerlere; dünyanın ve hatta evrenin en ücra “mahallelerine” gidebiliyor; ya da normalde olmayı hayal bile edemeyeceğiniz kahramanların yerine geçip herkesi “komenleyebiliyorsunuz”... İlerlemiş grafikler, hızlı işlemciler ve sürekli gelişen teknoloji sayesinde dijital oyunlar artık gerçeğe çok yakın bir dünya yaratıp oyuncuları bambaşka hayatların parçası haline getirebiliyorlar...

İnternetin gelişip hızlanması; ucuzlayan ADSL bağlantılarıyla birlikte dijital oyunları web ortamına da taşındı. Bu durum, bilgisayar oyunlarını bambaşka bir seviyeye çıkardı. Günümüzün en popüler oyunları internet üzerinden oynanan ve role dayanan oyunlar. Dünyanın dört bir tarafından birbirini hiç tanımayan çok farklı insanlar, internet üzerinden bir oyuna bağlanıyorlar. Sonra da kendileri için bir karakter seçip oynamaya başlıyorlar. Oyundaki amaç size verilen bir görevi kendi başınıza ya da bazı başka oyuncularla birlikte; ekip olarak yerine getirmeye çalışmak. Bu görev sırasında, hedefe ulaşmak için kimi zaman bilgisayarla kimi zaman da başka kişi ya da gruplarla mücadele edip pek çok sınavdan geçmeniz gerekiyor. Başarınız karşılığında değerli eşyalara sahip oluyor ya da rütbeler elde ediyorsunuz. Oyun sırasındaysa ekip arkadaşlarınızla aynı anda canlı olarak konuşup planlar yapıyor ya da kararlar alıyorsunuz. Bir düşmana saldırırken bile karşılıklı olarak konuşabiliyorsunuz... Bu sanal oyunların gerçekliği o kadar güçlü ki, oyundaki karakterlerle ve ekip arkadaşlarınızla, gerçek dünyadaki yakınlarınızdan; ailenizden daha fazla haşır neşir oluyorsunuz. Bu oyunlar için pekçok insan internet kafelerde bir araya geliyor. Dünyanın ayrı yerlerinden olsalar bile oyun oynarken tanışıp sonradan buluşan; hatta evlenenler bile var. Kısacası, oyun tutkusu sınır tanımıyor!..

Durum böyle olunca da, Counter Strike, World of Warcraft, Call of Duty gibi role dayalı online oyunlar dünyanın her tarafından on milyonlarca insanın ilgi odağı haline geliyor... Uzmanlar ya da meraklıları bu oyunlara kısaca, “MMOPRG”, diyorlar. İngilizce, “Massive Multiplayer Online Role Playing Game” tanımlamasının baş harflerinden oluşan bu terimi, Türkçeye, “devasa çok oyunculu çevrimiçi role dayalı oyunlar” olarak çevirebiliriz...

Bu oyunların arkasındaysa gittikçe devleşen bir dijital oyun sektörü bulunuyor. Sadece, World of Warcraft adlı oyunu oynamak için her ay 14 milyon insan, aylık 10 dolar oyun ücreti ödüyor. Öte yandan, internette oynanan Farmville adlı bir sanal çiftçilik oyunuysa 6 ayda tam 75 milyon oyuncu topladı... Dijital oyun sektörü bugün, dünya çapında 60 milyar dolarlık dev bir endüstri haline gelmiş durumda. Sinema sektörünün gelir rekortmeni olan Avatar filmi, 1.8 milyar dolarla, tüm zamanların en çok gişe yapan filmi olurken, World of Warcraft oyununun sadece geçen yılki satışları 2 milyar dolara ulaştı. Call of Duty adlı oyunsa satışa çıktığı ilk 3 gün içinde yapımcılarına 550 milyon dolarlık gelir kazandırdı. Bugün, en mütevazı oyunun prodüksiyon maliyeti 1 milyon doları geçiyor. En çok satan oyunların üretim süreci 3 aydan başlıyor ve bu iş için çoğu kez 200’den fazla insan emek veriyor. Kısacası, bu oyunların herbiri dev bir yapım haline geliyor.

Peki ama, bu işin sonu nereye varacak? Böylesine gelişen dijital oyun sektörü hayatımızı nasıl etkileyecek? Daha da önemlisi, çocuklarımızın bu oyunların bağımlısı haline gelmelerini nasıl önleyebiliriz?...

Bu soruların ve dijital oyunlar hakkında merak ettiğiniz herşeyin yanıtını, bu hafta, 10 Şubat Perşembe gecesi saat 23:45’te TRT1’de yayınlanacak olan Pusula’da bulabilirsiniz...


(5/2/2010)



GÖRÜŞLERİNİZ
 
Bu yazı için henuz görüş yok.
İlk yorumu yapmak için için lütfen aşağıdaki "görüş yaz"'a tıklayınız.



 




Arama Motoru

 
Önerileriniz | Yasal uyarilar | Künye