“Artık susamayız!”
Pusula TVMithat Bereket Mithat Bereket
 
Sinematek

Usta oyuncular da Washington’da Irak Savaşı’nı protesto ettiler 27 Ocak Cumartesi günü Amerika’nın başkenti Washington, 60’ların Vietnam protestolarını andıran bir olaya şahit oldu. Bugüne kadar Irak’taki savaşa karşı yapılmış en büyük, en ihtişamlı ve en sesini çıkaran, hatta avaz avaz bağıran protesto, Washington’da, bazı kaynaklara göre 10 binlerin, organizatörlere göre yaklaşık yarım milyon insanın katıldığı bir yürüyüşle gerçekleşti. Birçok sivil toplum örgütünün, temsilcinin, asker aileleri ve askelerrin ve tabii sivilin katıldığı protestoda, Jane Fonda, Tim Robbins, Sean Penn ve Susan Sarandon gibi usta oyuncuları da görmek mümkündü.

Gizem yarbil

2006’nın Kasım ayında Amerika’da yapılan seçimlerde Kongreye Demokratların çoğunluk olarak gelmesi artık Amerikalıların bu savaşa dur demek istediklerinin en büyük kanıtıydı. Fakat, Başkan Bush, daha sonra açıkladığı yeni Irak stratejisi doğrultusunda şu an Irak’ta bulunan birliklere ek olarak 21 bin askerin daha savaşa gönderilmesi gerektiğini belirtti. Anlaşılan Bush, Demokratların galibiyetinden ders almamış olsa gerek. 4 yıldır yüzbinlerce masum Iraklı insanın ölümüne yol açan, on binlerce insanın da zorunlu göçe tabii olduğu, yaşadığımız yüzyılın en büyük insanlık trajedilerinden biri olan bu savaşa bir son vermek için ve hala bir başkanın ve yandaşlarının kafasında yarattığı bir geleceği, bir Orta Doğu’yu gerçekleştirmek üzere birçok insanın canını feda eden şeytaniliği durdurmak için binlerce-yüzbinlerce insan Washington’da bir ses oldu.

“Dana önceleri biz bir çoğunluğu Irak’ı işgal etmenin korkunç bir fikir olduğuna ikna etmeye çalışan bir azınlıktık.” diyor protestonun organizasyonunu üstlenen United for Peace and Justice (Barış ve Adalet için Birleşim)in sözcüsü Hany Khalil ve ekliyor, “Ama bugün, ilk defa, burada tüm gücümüzle, Irak’tan artık çıkmamız gerektiğini düşünen Amerikalı çoğunluğu temsil ediyoruz.”

Hanoi Jane yeniden

“Nasılsın GI Joe? Bana öyle geliyor ki birçoğunuz bu süregelen savaş hakkında doğru bilgilendirilmemişsiniz ve tabii sizin buradaki varlığınız üzerine de doğru bir açıklama yapılmamış. Ne olup bittiği hakkında hiç bir fikriniz olmayan bir savaşa, ölmek ya da hayat boyu acı çekerek yaşamak üzere gönderilmekten daha kafa karıştırıcı bir şey olamaz.” (Hanoi Hannah, 16 Haziran 1967)

Jane Fonda’nın daha sonra Hanoi Jane olarak özdeşleştirileceği Hanoi Hannah, Vietnam’daki Amerikalı askerlerin savaşmayı bırakmaları için psikolojik propoganda yaptığı radyo programlarıyla gündeme gelmişti. Jane Fonda, Amerika’nın Kuzey Vietnam’daki Kırmızı Delta bölgesinde yer alan setleri bombalama planını eleştirmek ve de kanıtlamak üzere 1972 yılında düşman topraklarına yaptığı seyahatinde çektirdiği bu pozlarla, yıllar boyunca bir vatan haini olarak anılacak ve Amerikan askerlerine karşı propoganda yapan Hanoi Hannah’a benzetilerek Hanoi Jane adını alacaktı. Fonda, Kuzey Vietnamlıların Amerikan uçaklarını bombalamak için kullandıkları uçaksavarların üzerinde oturduğu bu pozuyla, yıllarca pişman olduğunu yinelemesine rağmen, Vietnam gazilerini ve vatansever Amerikalıları kendisine küs bıraktı.

Feminist aktivist Jane Fonda da, 34 yıl verdiği aradan sonra ilk defa savaş karşıtı bir protestoya katılmak üzere Washington yürüyüşündeydi. 68 yaşındaki oyuncu Vietnam savaşından bu yana hiçbir savaşa karşı tutum takınmadığını çünkü kendisi hakkında üretilen yalanlar nedeniyle savaş karşıtı hareketin yara alabileceğinden korktuğunu ama sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını belirtti. Gelen kalabalığa teşekkür eden Fonda, bu insanların savaşa son vermede diretmelerinin, dünyanın başka yerlerindeki insanlara, Amerika’nın tekrar sevebilecekleri ve saygı duyabilecekleri bir ülke olabileceği yolunda umut verdiğini söyledi. 

Güneşte açan çiçekler

Aktör Sean Penn, 11 Eylül üzerine yapılan ve 9 farklı ülkeden 9 yönetmenin kısa filmlerinden oluşan filmde Amerika’yı temsilen yaptığı kısa çalışmasıyla hepimizin hayranlığını kazanmıştı. Hatta bu film ülkemizde, Emre Altuğ’nun Aşk-ı Kıyamet şarkısına Ömer Faruk Sorak’ın çektiği klibe de birebir ilham kaynağı olmuştu. Filminin finalinde, 11 Eylül günü yıkılan kulelerin ardından yükselen güneşin ışığında ilk defa açan çiçeklerle Penn, Amerika’nın hala görmek ve kabul etmek istemediği gerçeklere farklı bir perspektiften yaklaşmıştı. Sean Penn, Irak Savaşı’nda da çizgisini açıkca belli etti. Penn, ABD Kongresi'nin, Irak savaşını durdurma yönünde etkili önlemler almaması durumunda 2008 seçimlerinde halk tarafından cezalandırılacağını söyledi.

Gösteriye gelen Susan Sarandon ve Tim Robbins de savaş karşıtı görüşlerini esirgemediler. Tim Robbins, siyasetçilerin iflas etmiş bir politika uğruna askerlerin hayatlarını feda etmelerine artık göz yumulamayacak bir sorumsuzluk olduğunu açıkça belirtti.

Askerler ve aileleri

Yapılan araştırmalara göre Amerika’da ölen askerlerin çoğunun kırsal Amerika’dan olduğu ortaya çıktı. Bu askerlerin çoğu orduya parasızlıktan, amaçsızlıktan ve orduda olmanın kendilerine ve ailelerine getireceği ekonomik faydalardan dolayı giriyorlar ve çoğu, yine aynı nedenlerden dolayı Irak’taki savaşa karşı olmalarına ve kendilerini terkedilmiş, kandırılmış hissetmelerine rağmen ses çıkaramıyorlar.

Ama Irak’tan dönüp artık sessiz kalamayacaklarını düşünen askerler de var ve bu askerlerin bir kısmı ve ailelerinin çoğunluğu da Cumartesi günü gerçekleşen yürüyüşte yer aldılar. Irak’a gitmeyi reddettiği için askeri mahkemede yargılanan teğmen Ehren Watada’nın babası Bob Watada protesto yürüyüşünde yaptığı konuşmada şöyle konuştu: “Oğlum Teğmen Ehren Watada, ayağa kalkıp “artık yeter” diyen onurlu ve vatansever bir Amerikan askeridir. Ve bizim de “artık yeter” dememiz gerekiyor. Oğlum askerlerini, masum kadın ve erkeklerin katliamına götürmeyi reddettiği, anonim açgözlülük ve hırs için kendi ölümlerine yol vermediği için ordu komutanları tarafından cezalandırılmak isteniyor”.

Watada oğlunun savaş hakkındaki gerçekleri dile getirdiği için yargılandığını söylüyor: “ Teğmen Watada Başkan’ın aldatıcı olduğunu ve Irak’ta halen devam eden gaddarca davranışların gerçekleştirildiğini söylemekten çekinmedi. İşte bunlar gerçeklerdir”. 




GÖRÜŞLERİNİZ
 
clementine - (7/2/2007) - Pusula Puanı : 50

          amerika yıllar yılıdır sürdürdüğü "dünya enerjş kaynaklarını allah ne verdi ise sömürme politikası"nın, yani küresel politikanın meyvalarını toplamak adına her türlü şeytaniliği ardına koymadan yerine getirdi..ve tüm dünya yıllardır bu vahşeti tv ekranlarından izlemekte..ne yazıktır ki, amerika da dahil olmak üzere hiç bir büyük ülke önümüzdeki dönemde, bu sömürü politikasından vazgeçecek gibi görünmüyor..ve dünya küresel aldatmacanın içinde, açlık, kuraklık, sefalet ve savaşlar ile boğuşmaya son sürat yol almaya devam ediyor..bir tükenmişlik edası takınarak yok olduğumuzu, insanlığımızı yitirip fütursuzca yok ettiğimizi biliyor muyuz peki? işte bu karşı duruş yani Washington da yapılan ve milyonların katıldığı bu karşı duruş, "savaşa karşı sevgi duruşu" demek istiyorum ben, tam da bu noktalarda öyle güzel ve önemli ki...sevgiler..



 




Arama Motoru

 
Önerileriniz | Yasal uyarilar | Künye