PUSULA
04.05.2005

 

Made in China. Yani, Çin malý. Önceleri bunu hep basit ve kalitesiz mallarýn üzerinde görürdük. Ama, artýk iþler deðiþiyor. Artýk, kaliteli ve hatta yüksek teknoloji gerektiren ürünlerde de bu Made in China; yani, Çin malý ibaresi var. Üstelik Çin mallarý artýk her yerde. Sýnýr tanýmayýp adeta tüm dünyayý istila ediyorlar. Oyuncaktan saate, elektronik aletlerden klimalara hatta büyük makinelere kadar her yerde Çin mallarý var. Kýsacasý, Çinlilerin “lon” dedikleri dragon; yani ejderha artýk uyanmýþ durumda.

 

Üstelik serbest ticaret ve piyasa ekonomisi sayesinde, bu ejderhanýn sýcak nefesi hýzla yayýlýyor. Çin mallarý her ülkeye rahatça girip çýkabiliyor. Tabii, durum böyle olunca da Amerika ve özellikle de Avrupa, Çin mallarýna karþý kendi tedbirlerini almaya çalýþýyorlar.

 

Tabii, tedbir denince de akla özellikle Avrupa Birliði ve Paris geliyor. Fransýzlar, artan Çin mallarýna karþý kendi üreticilerini korumak için Made in China yazýlý mallara yeniden kota koymayý bile düþünüyorlar. Kýsacasý, Çin ejderhasý, Fransa’yý ve Avrupa Birliði’ni de etkiliyor.

 

Tabii bu yayýlma ve tehditten nasibini alan bir diðer ülke de Türkiye. Türk pazarýna inanýlmaz bir hýzla giren Çin mallarý, Türkiye’deki üreticileri de düþündürmeye baþladý.

 

Özellikle bu yýlýn baþýnda, Çin’e uygulanan tekstil kotalarýnýn kaldýrýlmasý Türk tekstilcilerini anýnda etkiledi. Tekstil ürünlerini ya da diðer mallarý çok daha ucuza maledebilen Çinliler, adeta Türk üreticisinin ekmeðiyle oynamaya baþladýlar. Kýsacasý, ucuz ve kaliteli Çin mallarýnýn etkisi Türk ekonomisine de doðrudan yansýyor.

 

Ýþte biz de bu defa Pusula’da, sizlerle  birlikte, kimilerinin “Çin istilasý”; kimilerininse “Çin mucizesi” dediði bu geliþmeyi inceleyeceðiz.  Çin’den çýkýp tüm dünyaya yayýlan “Made in China” ibareli bu mallarý takip edip, bunlarýn nasýl bu kadar ucuz olabildiðini, Türkiye’yi ve dünyayý  bundan sonra nelerin beklediðini anlamaya çalýþacaðýz. Þimdi hazýr olun pusulamýz dönmeye baþlýyor...

 

“...iþler sakat, kaput, yatiyoruz.”

“...Çin ucuz, sen bu Çinlilerle nasil mücadele edecen bu mallarla, et bakayým burda, iþçilik, sigorta, kira, stopaj, dükkan kirasi almýþ baþýný gidiyor, nasýl rekabet edecen, Çinliler ucuz, iþçilik çok ucuz, Çinle rekabet edemezsin ki.”

“...þimdi bakýn atýyorum, benim þurda þu çeliði yerli imal malýyeti bana 7 milyon,  ben bunu 10 milyona 8 milyona satýyorum.  Çin malý geliyor buraya, 3 milyona bize maloluyor, 4 milyona 5 milyona satýyoruz. Ne oluyor bu sefer yerli mala raðbet azalýyor, ithal mal, büyük rekabet var, yani Çin bu iþi götürüyor. Her sektörde de böyleymiþ, ben çelik sektöründeyim, imalatçý olmamýza raðmen ucuz mal satamýyoruz, yaný yerli malý ucuz satamýyoruz. Ama Çin malýnýn girdiði yerde bizim mallarýmýz satýlmýyor. Çok fark.”

…þu anda revaçta olan bijuteri sektörü var, elektronik sektörü var, bu iki sektörde bayaðý aðýrlýklý verdikleri zarar.”

“…Çin malý bu piyasayi öldürdü. Bijutericiler para kazaniyor, baþka bir þey para kazanamiyor vallahi bak”

“…biz de þimdi Çin’e gidip geldiðimiz iÇin daha iyi biliyoruz, orda iþçilik çok ucuz. Hammadde çok ucuz, bu yüzden mallar daha ucuz imal edilebiliyor, yani Türkiye’de iþçilik çok pahalý. Ýþçilik ücretleri, iþçi ücretleri olsun, iþte giderler olsun, çok pahalý diðer ülkelere nazaran. Çin’de bu dörtte bir fiyatýna yakýn.”

…daha ucuz ama kalitesi iyi deðil, kalitesi düþük, alým gücü olmayan insanlar Çin malýný tercih ediyor, alým gücü olanlar yerli malýný tercih ediyor. Biraz daha bu konuda bilinçli olmak gerekiyor çünkü Çin malý bizim sektörü vurduðu gibi kendi üreticilerimizi de vuruyor, halkýmýz daha kalitesiz mallar alýyor.”

“…Çin malý sadece fiyat bakýmýndan çok ucuz, ama ben bütün tüketicilere buradan sesleniyorum, kendi ülkemiz için, kendi yatýrýmýmýz için, kendi sanayimiz için mutlaka Çin malýndan uzak dursunlar, hem kalitesi düþük, hem kendi paramýz yurtdýþýna gidiyor, hiçbir bize faydasý olmuyor, kendi iþçimizi, kendi sanayimizi, kendi kendimizi durduruyoruz, yok ediyoruz, eritiyoruz. Lütfen bütün tüketiciler Çin malýndan uzak dursun.”

…zaten daha önce çalýþtýðýmýz firmalarin irtibat bürolarý burada açýlmaya baþlandý. Bizdeki taleplerin yoðunluðuna bakarak buradaki pazarý incelediler daha sonra da tekrar yerlerini açtilar.  Bizlere de biraz yardýmcý oluyorlar gerçi mal alýyoruz ediyoruz ama bize verdikleri fiyattan perakende diye satiþ yaptýklarýndan dolayý bizi bayaðý etkiliyor.”

Çinli dükkan sahibi: …ben firma açýk 2 sene var. Bu dükkan iþi, benim fabrika var, Çinde fabrika var. Direkt buraya geliyordu, 2004 12. ayda açýldý. Þu anda 6 ay var, yeni açýldý.… iþler iyi. Ben bu cep telefonu þarj ve pili, bu iþler biraz iyidir. Bu kalite çok iyi kalitedir, bir sene kalite var. Müþteri verdiðinde satiþ gittiðinde, bir sene içinde problem var der, biz yeni veriyoruz, deðiþtirecek, yeni verecek, evet.… Çin’de nüfus çoktur. Her insan çalýþ çok istiyor, her insan bir günde sekiz saat çalýþýr, sabah 4 saat, öðlede 4 saat. 4 saat çalýþ içinde herþey yasaktir. Çay yasak, sigara da yasak, þu anda bir insan bir günde çok adet çalýþýr, bu maaþý da çok geliyor, mal da ucuz.”

“…hükümet, vergilerden dolayi bir indirim olursa esnaflarla ilgili, esnafla üreticiye bir katkýda bulunulursa, þu anda üretim imalat yapanlar çok zor durumda. Hepsi dönemez durumda yani, onlara bir destek verilmiþ olursa, biraz ürünlerin daha uygun olma ihtimali olabilir.”

“…hükümet en azýndan kdv’leri indirebilir, ssk primlerini düþürebilir, enerji fiyatlarýný aþaðý çekebilir,ama hükümetin bu alanda hiçbir çalýþma yaptýðýný ben görmedim...”

“…valla bir kere þunu düþünüyorum ben, iþletmeci lüksünden fedakarlýk edecek, iþletme lüksünden fedakarlýk edecek. Hayat standardlarýmýzý bir daha gözden geçireceðiz, giderlerimizi ona göre ayarlayacaðiz, sadece personel giderlerini kýsarak Çinle rekabet etme gibi bir þansýmýz yok. Çin’de çünkü 1.5 milyar bir nüfus var, Türkiye ne kadar kýsarsa kýssýn 70 milyon gibi bir elimizde done var, bunu azaltma artýrma þansýmýz yok. Personelden kýsarak bunu azaltma þansýmýz yok özetle. Yani iþletmecilik adýna gerekli bütün maliyetlerin azaltýlmasýna çalýþmak lazým özetle, bu da kaliteden çalmak þeklinde olmamalý, tam tersi kaliteyi artýracak ataklar yapmak zorunda Türkiye’deki üretici.”

“… Çinlilerle rekabet için ambargoyu koyacaksýn. Yerli malý yurdun malý, her Türk onu kullanmalý. O kadar baþka birþey yok.”

 

Gördüðünüz gibi, Türkiye’de kime sorarsanýz sorun, hemen hemen herkesin; satýcýlarýn ya da üreticilerin Çin mallarý hakkýnda bir fikri var. Ama, bu iþin gerçeðini anlamak için herþeyi yerinde araþtýrmak gerekiyor. Çin mallarý hakkýnda araþtýrma yapýlabilecek en iyi yerse kuþkusuz Çin’in giriþ ve çikiþ kapýsý olan Hong Kong.

 

Hong Kong: Dev gökdelenleri, lüks alýþveriþ merkezleri, bankalarý, fabrikalarý ve iþ merkezleriyle dünyanýn en büyük ticaret limaný. Burasý ayný zamanda Çin’in en önemli dýþa açýlma noktasý. Ýþte, o yüzden biz de kalkýp buraya Hong Kong’a geldik ve Çin mallarýný; Çin mucizesini, Çin’in can damarý durumundaki Hong Kong’dan inceleyeceðiz. Aslýnda, bugün herkesin konuþtuðu Çin mucizesi çok deðil bundan 30 yýl önceye dayanýyor. Yani, bugün neler olup bittiðini anlayabilmek için bundan yaklaþýk 30 yýl öncesine; 1970’lere gitmek gerekiyor.

 

1 Ekim 1949’da Pekin’deki ünlü Tiananmen meydanýnda toplanan yüzbinlerce Çinli, bir devrin sona eriþini iþte böyle kutluyordu. Dünyanýn  bu en  büyük ve en kalabalýk ülkesinde imparatorluk ve milliyetçilik artýk tarih oluyordu. Çin’de artýk komünizm devri baþlamýþtý. Çin’deki komünist devrimin baþýndaysa iþte bu insan vardý: mao tse-tung…mao, fakir ve daðýnýk durumdaki ülkeyi toparlamak için “kültür devrimi” adýyla yeni bir seferberlik baþlattý. O dönemde, Çin’deki 5 insandan 4’ü köylü olduðu için iþe buralardan baþladý. Köylere  yeni öðretmenler gönderildi. Öðretmenlerin gidemediði yerlerdeyse radyolar kullanýldý. Ayrýca, köylüler için yeni bir toprak reformu yapýldý ve Ulusal Halk Kongresi’nin kararýyla da köylülere iþlemeleri için belirli bir miktar arazi tahsis edildi… Mao’nun kültür devrimi, belki de Çin’i baþtan aþaðý deðiþtirecekti. Ama olmadý. Mao’nun 1976 yýlýnda ölümü, tüm ülkeyi yasa boðdu. Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu artýk yoktu… Mao’dan sonra kýsa bir süre için , Çinlilerin “4’lü çete” dediði yönetim iþ baþýna geldi. Aralarýnda Mao’nun karýsýnýn da bulunduðu sertlik yanlýsý 4’lü çete, iktidarý ancak kýsa bir süre elinde tutabildi. 1978’e gelindiðindeyse Çin’in artýk yeni bir patronu vardý: Deng Xiaoping.. Deng Xiaoping, derhal harekete geçti. Mao’nun tersine o, önceliði ideoloji yerine ekonomiye verdi. Artýk Çinliler için hayatýn amacý, eþitliði saðlamak deðil, para kazanmaktý. Böylece, 1980’lerde Çinlilerin yeni sloganý artýk iyice belli olmuþtu: “zengin olmak güzeldir”. Deng Xiaoping, ülkeye daha fazla yabancý yatýrýmcý çekmek ve Çin ekonomisini geliþtirmek için kapýlarý açtý. Bu açýk kapýdan ilk girenlerse dönemin Amerikan baþkaný Jimmy Carter ve eski baþkan Richard Nixon oldu. Ayrýca, Çin’e gidenler arasýnda Ýngiliz kraliçesi Elizabeth de vardý.  Ülke ekonomik açýdan yavaþ yavaþ dýþa açýlýyor ve piyasa ekonomisinin kurallarý uygulanmaya çalýþýlýyordu. Ama, bu arada, Komünist Parti’nin ve Kýzýl Muhafýzlar’ýn siyasi denetiminde hiçbir deðiþiklik yoktu...Bu denetime ilk tepkilerse üniversite öðrencilerinden geldi. 1989 Mayýs’ýnda Tiananmen Meydaný’nda toplanan öðrencilerin gösterisi daðýtýlmak istenince ok yaydan çýktý. Adeta bir isyan yaþandý.. Ve isyaný durdurmak için  tanklar kullanýldý.  Sonuç, yüzlerce ölü ve yaralý. Tiananmen’den 1 yýl sonra Deng Xiaoping yetkilerini yaþ haddinden dolayý yavaþ yavaþ devretmeye baþladý. Bundan sonra da önce 1993’de Jiang Zemin üçüncü nesil yönetici olarak iþbaþýna geldi. 2003 Martýndan itibaren de  artýk sahnede dördüncü nesil vardý. Bunlarýn en baþarýlý olanýysa, ayný yýl devlet baþkaný seçilen Hu Jintao’ydu. Bu yeni nesil sayesinde Çin adeta þahlandý.  Ekonomik reformlara ve dýþa açýlmaya hýz verildi. Büyük þehirlerde yeni gökdelenler ve iþ merkezleri inþaa edildi.. Bunlar yapýlýrken de merkezi sistemin otoritesi korunmaya çalýþýldý. Kýsacasý Çin, komünizmi de serbest piyasa ekonomisinin kurallarýný da uygulayan “karma” bir yapýya kavuþtu. Çin Halk Cumhuriyeti’nin,  2001 yýlýnda batýlýlarýn isteðiyle Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmasý,  Çin’i dýþ dünyaya daha da yaklaþtýrdý.

 

Dünyadaki sayýlý Çin uzmanlarýndan biri olan OECD’nin; yani  Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkinma Örgütü’nün Dýþ Ýliþkiler ve Küresel Yatýrým Fonu Baþkaný Mehmet Öðütçü’yse Çin’de bugün yaþananlara daha farklý bir tarihi perspektif’ten bakýyor

 

Öðütçü: Biz Çin’le ilgili ne zaman deðerlendirme yapmaya baþlasak önce diyoruz ki 1978’de Çin dýþa açýlmaya baþladý. Deng Xiaoping’in meþhur politikasý ve ondan sonra aldý baþýný gitti. Aslýnda biraz daha gerilere gitmek lazým, 78 bence tek baþýna yeterli deðil. 49’la 78 arasýnda iþte Komünist Partisi’nin en katý olduðu dönem. Ama bundan öncesine giderseniz eðer, biliyoruz ki Çin, yaklaþýk 5000, 5500 yýllýk muazzam bir medeniyet. Ve bizim yaptýðýmýz bir çalýþmada ortaya konuldu ki, 18. YY’a kadar dünyadaki en büyük ekonomiydi. Ondan sonra Amerika, Ýngiltere, ve yavaþ yavaþ güç dengeleri deðiþmeye baþladý. Yani Çin’in bugün dünyanýn yeni ekonomik süper gücü olarak ortaya çýkmasý yeni bir olgu deðil. Daha geri giderseniz görüyorsunuz ki o birikim var. Þimdi 49- 78 arasý dönemde biliyoruz ki Çin’de nasýl bir iktidar mücadelesi yaþandý. Mao’nun nereye getirdiði, Mao sonrasý dönemde Deng Xiaoping gördü ki, önemli olan halkýn refah düzeyini yükseltmektir. Kedinin siyah ya da beyaz olmasý farketmez, önemli olan fareyi yakalamasýdýr, dedi ve 78’de dýþa açýlma reform süreci köklü bir þekilde baþlatýldý. Ondan  sonra Çin’in genlerinde olan belki o kývraklýk, ticari kývraklýk, ekonomik zeka ortaya çýkmaya baþladý, sosyalist yönetim altýnda bile. Ben hatýrlýyorum, 1988-89 döneminde Pekin’deydim, o dönemde Çin’in ihracatý birkaç yüz milyar dolarla ifade ediliyordu. Bugün baktýðýnýz zaman dünya ticaretinde ABD ve Almanya’dan sonra 3. Büyük ülke. Yaklaþýk 1.1 trilyon  dolarlýk bir ticaret hacmine kavuþtu. Bu noktaya 200-300 milyon dolardan geldi, 1978 yýlýnda.

 

Mithat Bereket: Dönüm noktasý neydi yani 78’den sonraki dönüm noktasý ne sizce? Nasil koyabiliriz o persfektifi, tarihi  persfektif devam ettirirsek, nasýl geliþti tarih olarak?

 

Öðütçü: 78’de Deng Xiaoping kesin bir þekilde yeni bir çizgi izleme gereksinimi duydu. Daha önce Fransa’da yaþamýþtý Deng Xiaoping, burada lokantalarda çalýþmýþ, daha sonra Almanya’ya gitmiþ. Üç aþaðý beþ yukarý batý dünyasýný ilk elden izlemiþ bir liderdi ve gördü ki Çin için önemli olan husus, birincisi: gýda güvenliðini saðlamaktý, 1. 3 milyarlýk nüfusla karþý karþýyayýz bugün. Bu insanlarýn yiyecek ihtiyacýný saðlamak, saðlýk, barýnak ve  temel güvenlik ihtiyaçlarýný saðlamak çok önemli idi. Ýkinci önemli husus da, ülkedeki iktidarý saðlayabilmek. Düþünebiliyor musunuz dünyadaki her beþ kiþiden bir kiþi Çinli ve bu ülkede çýkabilecek bir istikrarsýzlýk sadece Çin deðil, çevre ülkeleri  ve dünya genelini çok ciddi bir þekilde etkileyecek. Bunu görmüþtü Deng Xiaoping ve mevcut sistemde bunun yürümeyeceðini de anlamýþtý. Çok ciddi bir paradigma deðiþimine ihtiyaç duyuldu, çevresinde o ekibi de oluþturdu, 78’den itibaren yavaþ yavaþ ülkeyi dýþarý açmaya baþladý ve bunu yaparken de ilk aklýna gelen hususlardan bir tanesi yabancý yatýrýmlarý nasýl çekebiliriz ülkeye. Biz Çin’in kendi kaynaklarýyla, kendi öz kaynaklarýyla bunu yapamayacaðýný görüyoruz dedi. Ve yabancý sermaye açýlmaya baþladý 78’den itibaren. Bunu da ülkenin genelinde yapmak istemedi. Önce nisbeten daha geliþmiþ, dünyaya daha açýk olan kýyý eyaletlerinde özel ekonomik bölgeler oluþturdu. Bu bölgelerde genellikle ihracata dönük üretimi teþvik için yabancý sermayeyi  davet etti ve o tarihten itibaren muazzam bir kalkýnma... Çünkü yabancý sermaye sadece finasmanýný getirmiyor ayný zamanda teknolojisini getiriyor, yönetim becerisini getiriyor, dünyadaki diðer üretim ve pazarlama birimleriyle eklemlenmeyi saðlýyordu. Þu anda biliyorsunuz Çin dünyada en fazla yabancý sermaye çeken  ülkelerin baþýnda geliyor, 65 milyar Dolar, geçen yýl çekti yabancý sermaye, önümüzdeki 4 yýlda da bunu 100 milyar dolara çýkarmayý düþünüyor. Çin’in yapmýþ olduðu, yapmakta olduðu ihracatýn %55’i bugün yabancý sermaye ve firmalarýn üretiminden kaynaklanýyor. Yani bugün dünya piyasalarýný iþgal ettiðini, ekonomik dengeleri sarstýðýný söylediðimiz Çin mallarýnýn yaklaþýk %55’ini yabancý sermayeli iþletmeler Çin’de üretip satýyorlar.

 

Þu anda dünya üzerinde yaþayan her 5 kiþiden birine ev sahipliði yapan Çin, müthiþ bir hýzla büyüyor, geliþiyor. Çok deðil, daha 30-40 yýl öncesine kadar kapalý bir kutu durumundaki bu büyük ülkenin geçirdiði deðiþim, herkesi þaþýrtýyor. Bugün 30 binden fazla Çinli firma, dýþ pazarlara her yýl yaklaþýk 10 milyar dolar yatýrýyor. Kýsacasý, ülke içinde büyüyen ve zenginleþen iþadamlarý artýk gözlerini dýþ dünyaya çevirip, dünya markalarýný satýn almak için çalýþýyorlar. Tabii, ekonomik alandaki bu geliþme ister istemez Çin’deki siyasal ve sosyal yapýyý da etkiliyor.

 

Mithat Bereket: Peki þu anda Çin nasýl yönetiliyor sizce? Bir yanda Komünist Parti var, tek parti yönetimi var, yani bir kýzýl komünizm var ama öbür tarafta da giderek büyüyen, palazlanan, zenginleþen bir iþadamý sýnýfý, burjuvazi var, bunlar bir tezat oluþturmuyor mu sizce?

 

Öðütçü: Muazzam bir ülke Çin biliyorsunuz onu yönetmesi de muazzam güç. 1,3 milyarý kontrol edebilmek ve þu anda yaklaþýk 56 tane farklý azýnlýk var. Gerçi Hun milliyeti bunlar içerisinde bunlarýn en büyüðü olmasýna raðmen bugüne kadar Çin’in kollektif liderlik yöntemiyle yönetilmesi konusunda bir çok deneme olmuþ ama kesinlikle bunun iþlemesi mümkün deðil. Çin ya imparatorlar tarafýndan yönetilmiþ yada tek adamlar tarafýndan, Mao olabilir Deng olabilir, Deng’in ölümünden sonra Deng Xiaoping’in ölümünden sonra Jiang Zemin’in  bu iþi götürebileceði düþünüldü Lee Teng’le ortaklaþa ama bu yürümedi iki lider aralarinda çekiþmeye , savaþmaya baþladýlar.  Ardýndan þimdiki iktidarda Hu Jintao yeni kuþak lider olarak ortaya çýktý. Milliyetçi duygularý son derece güçlü ve dýþ dünyanýn pek tanýmadýðý bir adam Baþbakan olarak da kendisine yakýn birisini seçti Cumhurbaþkaný Yardýmcýsý eski Cumhurbaþkaný Jiang Zemin’in adamlarýndan bir tanesi yönetimde; yine Halk Kurtuluþ Ordusu’nun adamlarý bir þekilde serpiþtirilmiþ vaziyette,  yine bir kollektif liderlik çabasý sezinleniyor ama bunun uzun vadede iþleyeceðini zannetmiyorum. Tekrar Çin’de tek adam iktidarýna doðru yürüyüþ baþlayacaktýr. Bu geçici bir dönem.  Daha önemli bir husus ise Çin’deki ekonomik liberalizm ve geliþme ne yazýk ki siyasi liberalizmle paralel gitmiyor ama dünya uygulamasý bize gösteriyor ki ekonomik liberalizm hýzlandýðý zaman ortaya çýkacak olan orta sýnýf burjuvazi yavaþ yavaþ siyasi liberleþmeyi de  istiyor. Ve Çin’de bunun örneklerini görmeye baþlýyoruz.  Bu iþ,  özellikle sivil toplum kuruluþlarý giderek palazlanmaya baþlýyor bugün basýna yansýmasa da kýrsal bölgelerde,  kentlerde   çok ciddi bir sivil toplum örgütlenmesi görülüyor. Zaman zaman baþkaldýrýya kadar varýyor. Bunu tabii dýþarda pek fazla duymuyoruz ne olup bittiðini. Kanaatim þudur ki önümüzdeki dönemde Çin’de ciddi bir yönetim muammasý yaþanacak. Bu ekonomik liberalizme paralel olarak palazlanan güçler, sivil güçler nasýl denetlenecekler? Hala komünist partisinin etkisi altinda kalacaklar mi? Komünist partisi de þunu gördü, komünist ideolojiyle bundan böyle Çin’i yönetmek mümkün deðil. Yeni bir ideoloji arayýþý var. Gençlerde var, geniþ kitlelerde var. Bunu takdir edebilmek için biraz Taoizme, biraz  Budizme yöneliþ hýzlanmaya baþladý. (Mithat Bereket: onlar da biraz dini kullanýyorlar) dini kullaniyorlar biraz. Milliyetçiliði ciddi þekilde kullanýyorlar, bunun bayraðý da Tayvan’ýn baðýmsýzlýðýna karþý mücadele, Rusya, Japonya’yla iliþkiler eðer son dönemde izlediyseniz, bu miliyetçi akýmýn bir anda parlamasýnýn nedenlerinden bir tanesi, Japonya’yla tarih kitaplarý konusunda yaþanan, ama bu bence suyun altýndaki, yüzeyin altýndaki bir görüntü, ve önümüzdeki dönemde sanýrým milliyetçilik artan ölçüde etkin hale gelecek Çin’de, baþka ülkelerde de olduðu gibi.  Bir de 3. Yol arayýþý var, Blair’in Ýngiltere’de yaptýðý gibi, Çin’de acaba böyle sosyalizmle komünizm arasýnda bir ortayol, özgün bir ortayol, yani her zaman derler ya Çin’e özgü bir ortayol,  yaratýlabilir mi, bunun ciddi arayýþlarý var, ideologlar bu konuda yoðun çalýþma içerisindeler, yani önümüzdeki dönemde sadece Çin’deki ekonomik geliþmeleri deðil, siyasi düzenin, yönetimin nereye doðru gittiðini de yakýndan izlemek gerekiyor.

 

Mithat Bereket: Basit anlaþýlýr rakamlarla ve verilerle ifade etmek gerekirse, siz bu Çin ekonomisini nasýl tarif edersiniz, yani neden Çin gelecekte süper güç olmaya aday sizce?

 

Öðütçü: Dünya ekonomisinde bugün Çin artýk ciddi bir þekilde dikkate alýnmasý gereken bir ülke. Çin’in çekmiþ olduðu yabancý, doðrudan yabancý sermaye yaklaþýk toplam olarak bakarsanýz 78’den bu yana 600 milyar dolarý buluyor. Yýllýk 60-65 milyar Dolar aralýðýnda her yýl çekiyor, döviz  rezervleri 450-500 milyar dolara ulaþmiþ vaziyette ve bunun  önemli kismi da bugün þaþiracaksiniz belki, amerikan hazine bonolarina yatirilmiþ vaziyette. Yani Çin hükümeti bugün karar verse, ben Amerikan hazine bonolarýndaki tasarruflarýmý çekip Euro’lara yatýrmak istiyorum ya da Yen’e yatýrmak istiyorum, Amerikan ekonomisi çok ciddi bir sarsýntý geçirir. Ayný önemli bir husus da enerjide, biz hep ekonomik süper güç Çin’den bahsediyoruz ama enerjide de Çin süper bir güç, bugün dünya kömür üretiminde bir numaralý ülke Çin, petrol tüketiminde, dünya petrol tüketiminde daha birkaç ay önce Japonya’yý geçti, Amerika’dan sonra ikinci büyük güç, doðal gazda hýzla önemli bir güç olma yolunda, hidroelektrikte biliyoruz zaten en son Three Gorges barajýyla ciddi bir geliþme kaydediyor. Bunlarýn ötesinde nükleerde önemli bir güç olma yolunda. Þu anda 6 nükleer santral var Çin’de faaliyet gösteren ve her yýl bunlara iki ya da üç nükleer santral ilave etmeyi düþünüyor.

 

Aslýnda her geçen gün büyüyen ve güçlenen Çin’in bu hale gelmesinde en büyük katkýyý da Hong Kong ve Hong Kong’lu iþadamlarý ve sermaye sahipleri yapmýþ. Hong Kong’un ticaret ve endüstri direktörü Raymond Young bu noktanýn altýný özellikle çiziyor:

 

Young:  Çin dýþa açýlma politikasýný uygulamaya baþlamadan önce, bu bölgedeki en büyük fabrikalar ve iþ gücü burada Hong Kong’daydý. Çin, 1970’lerin sonunda dýþarýya kapýlarýný açýnca, Çin’deki ucuz iþ gücü yüzünden bu ülkeye gidip yatýrým yapan ilk sermaye sahipleri de Hong Kong’lu iþadamlarýydý. Kýsacasý, Çin’in bu büyük geliþimine, ilk önemli harcý Hong Kong’lu iþadamlarý koydu. Bugün, artýk buradaký büyük iþletmelerin ya da fabrikalarýn tamamý Çin’e taþýndý. Ama bu durum Hong Kong’un önemini azaltmadý, aksine arttýrdý. Hong Kong þu anda Çin’e girmek isteyen ya da Çin’de iþ yapan herkes için bir bankacýlýk, finans ve lojistik merkezi durumunda. Çin inanýlmaz bir hýzla büyüyor ve güçleniyor. Ve bunda Hong Kong’un payý büyük..

 

Aslýnda Çinliler de bu muazzam güçlerinin farkýndalar. Üstelik bu konuda kimseyi  korkutmamak ya da tepki çekmemek için uluslararasý platformda oyunu kurallarýna göre oynayýp, bütün kaidelere harfi harfine uymaya da büyük özen gösteriyorlar.

 

Öðütçü: Çin ekonomik bakýmdan ve askeri bakýmdan belli bir güce eriþmeden kimseyi rahatsýz etmek istemiyor. O yüzden çok ciddi su altýndan saman yürütmek deyimi vardýr ya Çinliler bunu gerçekleþtiriyorlar. Mümkün olduðu kadar düþük profilli bir þekilde güçlerini inþa etmeye ve dünyada ekonomik ve askeri bakýmdan önemli bir söze sahip olacaklarý günü bekliyorlar. (Mithat Bereket: Yani güçlü olmadan da bunu söylemeyecekler) söylemeyecekler ve bu konuda ciddi bir eyleme de giriþmeyecek, kimseyi ürkütmek istemiyorlar, çünkü Çin’in komþularýna baktýðýnýz zaman iþte Hindistan olsun, Rusya olsun, Japonya olsun, Asian ülkeleri olsun, Tayvan olsun, hepsi büyük kaygý duyuyorlar. Çin’in bu büyük yükseliþi bizi nereye götürür, hepsini rahatlatmaya çalýþýyor, çünkü Çinlilerin bu stratejisinin bir tanýmý da vardýr, “barýþçýl büyüme” yani çevresinde bir barýþ kuþaðý oluþturup, size ben tehdit teþkil etmiyorum, birlikte bu refahýn nimetlerinden, istikrarin nimetlerinden yararlanacaðýz mesajýný vermeye çalýþýyor. Ve þuna kaniyim ki çok ciddi bir siyasi bunalým, içerden ya da dýþardan körüklenen ve doðal felaket yaþanmamasý halinde, Çin önümüzdeki 20-25 yýla damgasýný çok güçlü þekilde vuracak ve þu anda zaten baþladý dünyadaki dengeleri temelden etkilemeye…

 

Çin mallarýnýn bu kadar ucuz olmasýnýn daha doðrusu düþük maliyetlerle üretilebilmesinin en önemli nedeni, kuþkusuz ucuz iþ gücü. Bu açýdan, Çin’deki veya Hong Kong’daki fabrikalarý biraz daha yakýndan incelediðinizde çok net bir gerçekle karþýlaþýyorsunuz. Bir baþka ülkenin ya da bir baþka özel þirketin, ne kadar büyük ve güçlü olursa olsun Çin’deki ucuz iþgücüyle rekabet edebilmesi kesinlikle mümkün deðil.

 

Buradaki iþçiler müthiþ bir disiplin içinde günde yaklaþýk 8 ila 10 saat çalýþýyorlar. Her bir iþçi hayatý boyunca,  bir saatin sadece bir parçasýný takýyor ve bundan da hiç gocunmuyor. Aldýklarý ücretlere gelince…Hong Kong’da ortalama iþçi maaþý 600 Dolar civarýnda. Bu rakam Çin’in iç kesimlerine gittikçe aylýk 100 hatta 65 dolara kadar iniyor. 10 yýldýr Hong Kong’da yaþayan Türk iþadamý Hakan Bulgurlu, ortalama bir Çinli iþçinin profilini bakýn nasýl tanýmlýyor:

 

Bulgurlu: Tabi Çinli iþçiler çok enteresan. Aslýnda bugün Guanzau’da ve Güney bölgesinde gördüðümüz Çin’in 3’te 1 ihracatýný gerçekleþtiren  bölgedeki iþçilerin tamamý Çin’in batý bölgesinden, daha fakir yerlerinden kýrsal kesimden geliyor göçmen iþçiler. Fabrika yöneticileri bu iþçileri 5 yýllýk kontratlarla getiriyorlar. Genelde 16/18 yaþ arasýnda genç kýzlardan oluþuyor bu iþçi gücü. 6 ay bir eðitimden geçtikten sonra çalýþmaya baþlýyorlar fabrikada ve 5 yýl boyunca ayný iþi yapýyorlar. Eðer bir transistörü pc pinin üzerine yerleþtiriyorsa 5 yýl boyunca ayný transistörü pc pinin üzerine yerleþtiriyor. Fabrikada yaþýyorlar. Fabrikada yiyip içiyorlar. Doktorlarý, eðlence yerleri fabrikada. Yýlda bir defa, sadece Þubat ayýnda 2 hafta veya 3 hafta kendi evlerine dönüyorlar. Onun dýþýnda da vakitlerinin tamamý çalýþmakla geçiyor. Sadýk iþçiler son derece prodüktif; gece gündüz demeden çalýþýyorlar tabii bir miktar fark alýyorlar. Ama, bu iþten 5 yýl sonunda da dönüp dediðim gibi evleniyorlar.

 

Mithat Bereket: Niye 5 yýl?

 

Bulgurlu: Genelde 5 yýllýðýna geliyorlar, çünkü daha fazla çalýþmak istemiyorlar. Tahmin ettiðiniz gibi koþullar çok zayýf. 5 yýlda da memleketlerine dönüp bir arsa, tarla alýp tarýmla geçinebilecek kadar para biriktirebiliyorlar. O yüzden  5 yýldan fazla kalmýyorlar.


Avrupa ve özellikle de Avrupa Birliði açýsýndan, Çin mallarý denince tekstil sektöründeki sorunlar öne çýkýyor. AB’nin 2 büyük ülkesinden biri olan Fransa, kendi üreticisini nasýl koruyabileceðini ve hatta Çin’le siyasi ve ekonomik iliþkilerinde nasýl bir yöntem izlemesi gerektiðini tartýþýyor. Bu tartýþmalar tabii ister istemez, tekstil sektörünün ekonomide önemli yer tuttuðu Türkiye’yi de etkiliyor. OECD’nin yani, Ekonomik Ýþbirliði ve Kalkýnma Örgütü’nün üst düzey yöneticisi Mehmet Öðütçü, Çin’e karþý Avrupa’da ya da Türkiye’de Çin’e karþý duyulan kaygýlara daha farklý bir açýdan bakýyor: 

 

Öðütçü: Bence tekstil çok fazla odaklandý. Tabii Türkiye açýsýndan önemli bir sektör, hem istihdam açýsýndan, hem ekonomideki yeri açýsýndan, olay sadece tekstil ve hazýr giyim deðil. Amerika’da çok güçlü bir tekstil ve hazýr giyim sektörü var ve bunlar Ticaret Bakanlýðý’ný ve Ticaret Ofisi’ni ciddi þekilde etkiliyorlar, önlem alýnmasýný istiyorlar, zaten Dünya Ticaret Örgütü’nün bu tekstilde serbestleþtirmeye giden kararýnda, anlaþmasýnda hüküm var, 2008’e kadar piyasa koþullarýný çok ciddi þekilde tahrib ediyorsa eðer, koruyucu bir takým önlemler alýnabilir diye. Þu anda AB ve Amerika’nýn düþündüðü bu, acaba 2008’e kadar kullanýlabilecek bu safeguard önlemlerini þimdiden alabilir miyiz tartýþmasý yapýlýyor. Bu konuda geçenlerde AB Ticaret Komiseri Peter Mandelson’un yaptýðý bir açýklama var, “kesinlikle biz Çin’le bir ticaret savaþýna girmek istemiyoruz” ve Çin de bunu anlýyor çünkü tehdit sadece ABD, AB ve Türkiye gibi ülkelere deðil, ayný zamanda Hindistan, Bangladeþ, Endonezya gibi ülkelere de ciddi bir tehdit var. Bu ülkelerde düþük emek maliyetine sahip olmalarýna raðmen, Çin’le rekabet edemiyorlar. Bunun baþka sebepleri de var tabii ki. Çin hükümeti ciddi sübvansiyon da saðlýyor kendi firmalarýna gerekirse dampinge gidebiliyorlar, fiyat düþürebiliyorlar. Olayý bence biraz daha geniþ perspektiften görmek lazým. Anlýyorum Türkiye’de tekstil, hazýr giyim son derece önemli bir sektör ve bu sektörün temsilcileri seslerini iyi çýkartýyorlar. Ama bundan kaçýþ yok. Çin dünya piyasalarýný artan ölçüde, sadece ucuz mallarla deðil, kaliteli, tasarýma dayanan ürünlerle de zorlamaya baþlayacak.  Onun için bu ülkeler kendi içlerindeki Çin’i ortadan kaldýrmak zorundalar. Yani ( Mithat Bereket: Neyi kastediyorsunuz burada?) Kendi içlerindeki Çin’den kastým, düþük teknolojili ve emek yoðun teknolojilerden katma deðeri yüksek, çevre ve sosyal standartlara saygý gösteren, kaliteli ürünlere, tasarýmlara, hizmet sektörüne yönelmek gerekiyor. (Mithat Bereket: Yani markalaþmak gerekiyor) Markalaþmak gerekiyor. Hele özellikle Türkiye’de, çünkü bizim bir 10 yýllýk biliyorsunuz 1995’ten 2005’e kadar geçiþ süreci vardý. Bu süreç iyi kullanýlamadý Türkiye’de. Biliniyordu 2005’ten itibaren bu kotalarýn kaldýrýlacaðý, buna iyi hazýrlanamadýk, hala süre istiyoruz, 2008’e kadar korumalar devam etsin istiyoruz, dolayýsýyla bu Çin tehdidi, eðer tehdit olarak görüyorsak, sadece bizim için deðil, diðer ülkeler içerisinde de çok ciddi bir uyarý vazifesini gördü. Çin burada ve kalacaktýr. Böyle korumacý önlemlerle bu ülkeyle savaþmak mümkün deðildir çünkü Çin’in biz kolundan tutup Dünya Ticaret Örgütüne soktuk, zorladýk girmesi için, bir takým disiplinlere uymasý için. Þimdi dünya ticaretinde karþýlaþtýrmalý üstünlük gösterdiði zaman da aman durduralým, sýnýrlarýmýzý kapatalým diyoruz. Bence farklý bir strateji gerekiyor, ticaret korumacýlýðý ile, Çin’in ve Çin ürünlerinin durdurulmasý mümkün deðil.

 

Çin mallarý artýk gerçekten de sýnýr tanýmýyor. Týpký bu oyuncak kamyon gibi her yere rahatça girip çýkýyor. Daha da önemlisi, görünen o ki, bu daha baþlangýç. Bu kamyon daha uzun süre yoluna devam edecek ve her yere Çin malý taþýyacak. O yüzden, herkesin buna hazýrlýklý olup, tedbirini almasý gerekiyor. Bir sonraki Pusula’da görüþmek üzere. Sakýn pusulanýzý þaþýrmayýn!!!